Cuma, 29 AÄŸustos 2008
Ana Sayfa
ALANYA
Alanya Turizim
BİR BAKIŞTA ALANYA

   Tanıtım Videoları         Resim Galerisi

NASIL GİDİLİR     NE YENİR     NEREDE KONAKLANIR

ALANYA

Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır.

Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir.

Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir

DENİZ TURİZMİ


Şehrin iki ana sahili, üzerinde Alanya Kalesi' nin kurulu olduğu 250 metre yüksekliğe sahip tepe ve koy tarafından doğal bir yolla “doğu” ve “batı” olarak ayrılmaktadır. Sayısız sebepler nedeni ile doğu sahili birçok isme sahiptir ve özellikle bu nedenden dolayı "doğu sahili" olarak adlandırılmaktadır. Batı sahili ise Mısır kraliçesi Kleopatra'nın adını almıştır. Tüm gün boyunca pek çok aktivitenin gerçekleştirildiği hem doğu hem de Kleopatra sahilleri, neşeli ziyaretçilerine ev sahipliği eder.


ULAŞ PLAJI : Alanya' dan uzak olmayan Ulaş parkının hemen yanında çevrenin en iyi plajlarından birini bulabilirsiniz.Burada masa, sandalye, ızgara yerlerinin yanısıra tuvalet bulmanızda mümkün. Piknik yapmak ve dinlenmek için mükemmel olan bu alanda yüzmenin ve hayatın tadını çıkarmak herzamankinden daha güzel olacaktır. Üstsüz turistlerden sakınmanın mümkün olduğu Ulaş, genellikle yerli halk tarafından ziyaret edilmektedir!

İNCE KUM PLAJI : İncekum hakkında, genellikle güney sahillerinin en iyilerinin arasında olduğundan bahsedilir. Çok ince kuma sahip olup yavaş yavaş derinleşen kristal berraklığında suya sahiptir. Sahilin sığ olması nedeni ile genellikle aileler tarafından tercih edilir.


DOĞU PLAJI : Alanya Doğu Plajı , Alanya yarımadasından başlar ve doğu da Gazipaşa’ya doğru yaklaşık 40 km boyunca uzanır.1226 yılında Alanya’yı fetheden Sultan Aladin Keykubat ve sahil boyunca yetişen begonvillerden dolayı bu plaj aynı zamanda Keykubat Plajı yada Begonvil Plajı olarak ta bilinmektedir. Burada su , Kleopatra plajında ki gibi aniden derinleşmediği için doğu plajı çocuklar için daha uygundur. Doğu plajında , hem denizde hem de plajda birçok çeşitli aktiviteyi de bulmak mümkündür


KLEOPATRA PLAJI : Kleopatra ya da Damlataş plajı , Alanya yı ikiye ayıran yarımadanın batısında yer alır.Alanya’nın en iyi plajı olarak bilinmektedir.Kum daha iyidir ve fazla kayalık ya da taşlı değildir ama deniz doğu plajındaki denize göre daha çabuk derinleşir. Roma generali Antony , Alanya ve çevresini Mısır kraliçesi Kleopatra’ya hediye ettiğinde , Kleopatra hergün kale yamacında banyo yapmıştır. Aslında , Kleopatra’nın yüzmek istediğinde kullandığı ve kaleden direk olarak plaja giden bir tünel vardı. 3,5 km uzunluğunda ki plaj aynı zamanda , 1948 yılında keşfedilen ve yarımadanın batısında yer alan Damlataş mağarası nedeni ile , Damlataş Plajı olarak ta bilinmektedir.Günümüzde bu mağara Alanya’nın en çok turist çeken yerlerinden birisidir.

EĞLENCE

Alanya, eğlence arayanlara sonsuz seçenekler sunuyor... Hem de günün her saatinde... Alanya'da gün 24 saat dolu dolu yaşandığı için gündüz eğlencesi bitiyor, gece eğlencesi başlıyor... En çılgın eğlencenin içinde yer almak da sizin elinizde kendinizle baş başa kalmak da... Çünkü Alanya'da eğlencenin sınırını herkes kendi çiziyor.

TUR OLANAKLARI

Alanyada hemen her çeşit etkinlik için çok çeşitli tur organizasyonları bulabilirsiniz.Doğa yürüyüşü , rafting ,yayla ve köy gezileri , tekne gezileri ,mehtap gezileri ,jeep safari vs.gibbi bir çok organizasyon mevcuttur.

SPOR TURİZMİ

Alanya'da spor denince akla ilk gelen dünya klasmanında önemli bir yeri olan uluslararası triatlon yarışmasıdır... Ancak Alanya, yüzme maratonu, dağ bisikleti, plaj voleybolu, plaj futbolu gibi bir çok uluslararası spor yarışmasına da ev sahipliği yapar... Bir bakıma alternatif sporların Akdeniz'deki başkenti gibidir Alanya... İlkbahardan sonbahara dek Alanya'da uluslararası bir spor etkinliği vardır.

DALIŞ : Alanya’nın çevresi güzel bir dalış tecrübesi için idealdir. Hemen hemen bütün dalışlar, Alanya’nın doğusu ve batısını ikiye bölen görkemli Alanya kayası civarında yapılmaktadır. Bu kaya birçok farklı bitki ve balığa ev sahipliği yapmaktadır ve buda aynı zamanda dalışınızı heyecanlı hale getiren unsurlardan bir tanesidir. Daha tecrübeli dalgıçlar için bir diğer imkanda derin deniz dalışıdır. Sizin faydanıza olan başka bir şeyde hangi tür dalışı seçerseniz seçin hemen hemen bütün yıl boyunca bu dalış yapmanın mümkün olmasıdır.

Dalış güvenliği oldukça iyidir. Bu birçok değişik fiat sınıfında farklı dalış seçenekleri ile mümkündür. Genel bir düşünce olarak Türkiye de bir dalışın, Kuzey Avrupa ülkelerinde ki benzer bir dalıştan daha ucuz olduğunu söyleyebilirsiniz. Fiata dahil olarak sunulan modern malzemeler ve Ingilizce ve Almanca bilgisine sahip eğitmenler, Alanya da ki dalış tecrübenizin iyi geçmesini sağlayacaklardır. İster daha önceleri birçok kez, isterseniz hayatınızda ilk kez dalış yapacak olun ,Alanya’da dalmak bir zevk olacaktır. Hiç şüphesiz bu sizde birçok hoş anı bırakacak ve tatilinizin en güzel tecrübelerinden birisi olacaktır. Limanda dalgıç klübleri mevcuttur,dalgıçlığa yeni başlayanlar için verilen kurslara katılarak dalgıçlık ehliyeti alabilirsiniz.

DAĞ BİSİKLETİ : Alanya’ da aktif bir tatil yapmak için olanaklar oldukça çoktur ve dağ bisikleti kesinlikle bunladan birisidir. 3000 metre yükseklikte bulunan tepeleri ile neredeyse sahile kadar inen Toros Dağları. Sahil şeridinde yolların kalitesi iyi asfalttan değişik bir çok türe kadar değişmektetir. Dağlarda ise çamurlu yollardan, iyi sürüş tekniklerinin gerekli olduğu küçük engebeli yollara her şeyi bulabilirsiniz. Sadece bayır aşağı sürüş yapmak isteyenler içinde olanaklar vardır. Fakat yukarılara taşıma işlemleri oldukça zor olduğundan biraz sorunlu olabilir.

Temmuz ve Ağustos aylarında havaların çok sıcak olması nedeniyle sıkı antrermanların tavsiye edilmediğinide unutmayın. Yanınıza herzaman iki su şişesi alın ve bunları dağlarda hemen hemen her yerde görebileceğiniz çeşmelerden doldurun. Yılın etkinliklerinden biri ise her yıl Alanya’ da düzenlenen, normalde Ekimin 2. pazarında yeralan ve dünyanın her yanından yarışmacı çeken Uluslararası Dağ bisikleti yarışmasıdır. Yarış iyi bir atmosfer içerisinde sürer ve muhteşem bir yol olan Alanya Kalesi etrafında geçer. 10.000 ABD doları ödül konmuştur. Yarış sadece profesyoneller için değildir, aynı zamanda amatör yarışmacılarada açıktır. Herşeye rağmen bir bisiklet sertifikası gereklidir


RAFTİNG : Alanya’ da pek çok rafting gezisi seçeneği bulmanız mümkün. Dim çayında Rafting yapabilirsiniz.Çeşitli şirketler tarafından 120 km mesafedeki Köprülü kanyona günlük rafting turları yapılmaktadır.Köprülü ırmağı 12 km uzunluğundadır.Irmağın akış hızı orta derecede olduğundan Rafting yapan genç ve yaşlılar için tehlikeli değildir.

DOĞA YÜRÜYÜŞÜ : Alanyanın tarihi ve mistik dokusu içinde ve çevredeki doğa güzellikleri içinde yürüyüş yapmak olasıdır.

ANTİK KENTLER

COLYBRASSUS : Alanya’nın 30 kilometre kadar kuzeybatısında ve Toroslar’da Roma döneminden kalma bir kenttir. Çevreye dağılmış durumdaki çok sayıda yazıt bulunmaktadır.Günümüze kadar ayakta kalan kalıntılar arasında köşe başlığı İon tarzında tapınak, nekropoldeki lahitler ve bir kayaya oyulmuş mezar sayılabilir. Kaya mezarın cephesi anıtsal bir görüntüdedir. Tek mekandan oluşan mezar odasına 18 basamaklı bir merdivenle çıkılır ve girişin üstü basık kemer şeklinde yontularak içi Medusa başı ile süslenmiştir. Kemerin iki yanı ise kartal motiflidir. Kentte ayrıca odeon, kuleli kent duvarları, eksedra, konut kalıntılarından örnekler görülebilir. Ören yeri ücretsiz gezilmektedir. Antik kentin bir adı da Ayasofya’dır.


SYEDRA : Alanya’nın 20 kilometre doğusundadır.kent tarihinin İsa’dan önce 7. yüzyıla kadar uzandığı sanılmaktadır. Varlığını 13. yüzyıla kadar sürdüren kente, halen ayakta olan anıtsal kapıdan girilmektedir.Kentin çevresi surlarla çevrilidir. Doğal su kaynaklarından beslenen ve içi sıvalı su sarnıçları antik çağdan günümüze kalan yapılar arasındadır. Kent içindeki bir mağarada kayaya oyulmuş, nişin çevresi freskolarla süslü bölümün dinsel amaçla kullanıldığı saptanmıştır. Mağara, vaftiz mağarası adıyla anılmaktadır.

Kentin doğusunda görkemli bir hamam kalıntısı vardır. Hamamın zemininde yer yer mozaik süslemeler görülmektedir. Geniş bir alana yayılan kentin güneydoğusunda 10 metre genişliğinde 250 metre uzunluğunda sütunlu cadde uzanmaktadır

Caddenin kuzeyinin gölge sağlamak için sütunların taşıdığı ahşap bir çatı ile kaplı olduğu, güneyinin ise taş döşemeli açık yol şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Sportif oyun ve yarışmalarla ilgili bilgiler içeren çok sayıda yazıt kalıntısından kentin antik çağın bölgedeki önemli spor merkezlerinden biri olduğunu göstermektedir. Kentin öteki mekanları arasında tapınak, tiyatro, akropol, nekropol, agora ve konut kalıntıları sayılabilir.

Ören yerine giriş ücretsizdir. Karayolunun bittiği yerden sonra 1 kilometre kadar yürümek gerekir. Makiliklerle kaplı arazide tepeye doğru çıkıldıkça Akdeniz ve Alanya kalesi tüm güzelliği gözler önüne serilir.


HAMAXIA : Alanya’ya 12 kilometre uzaktadır.Kentin, Roma öncesi yerleşime açıldığı sanılmaktadır. Dağlık arazideki kentin en tepe noktasında rektogonal taşlardan yapılmış bir kulenin varlığı söz konusudur. Hellenistik dönemin özelliklerini de taşıyan kentin önemli kalıntıları arasında önünde havuzu ile antik bir çeşme vardır. Yarım daire planlı, oturma sıraları halen ayakta duran ve yazıtlarla donatılmış geniş bir eksedra, dini yapı kompeksi ve nekropol kentin öteki kalıntıları arasında sayılabilir.

Ören yerine giriş ücretsizdir. Kentin deniz tarafına bakan yamacından Alanya manzarası çok güzeldir. Akdeniz’de pusun olmadığı havada 100 kilometreden uzun kıyı yşeridinde Gazipaşa’dan Manavgat’a kadar uzanan bölgeyi seyredilebilir.


IOTAPE : Alanya’nın 33 kilometre doğusunda ve Akdeniz kıyısındadır.Denize doğru uzanan yüksekçe bir burun, kentin akropolü konumundadır. Sular, bu bölüme bir kale görüntüsü vermektedir. Kentin yapıları büyük ölçüde tahrip olmuştur. Akrapolün karaya bağlandığı vadide Liman Caddesi vardır. Caddenin iki yanında üç basamaktan oluşan krepis bulunduğu ve bunların arasında yer yer heykeller olduğu kaidelerden anlaşılmaktadır. Heykellerin yazıtları, kentin başarılı sporcularından ve hayırsever insanlarından söz etmektedir. Akropolün doğusundaki koyda üç nefli, dikdörtgen planlı bir bazilika vardır. Kentteki tek nefli küçük kilise kalıntısında ise Hagios Georgios Stratelates’in betimlendiği fresko izleri görülmektedir. Kentin ayakta kalabilen en belirgin yapısı hamamdır. Hamama ait kanalizasyon sistemi günümüze kadar korunmuştur. Günümüzde antik kentin ortasından geçen şehirlerarası karayolunun güneyinde 8 metreye 12.5 metre boyutunda bir tapınak kalıntısı vardır. Kentin doğu ve kuzey tepelerindeki nekropolde anıt mezarların yanısıra tonoz örtülü küçük mezar yapıları da yer almaktadır. İotape kentin kenti ören yerine ücretsiz girilir ve yaklaşık iki saatte gezilebilir. Antik liman kalıntılarının bulunduğu küçük koy, denize girmek için ideal bir kumsala sahiptir.


LAERTES : Alanya’nın 25 kilometre doğusunda Toroslar’da bir vadi ağzında yükselen yamacın eteğinde kuruludur. Kent, antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin içindedir. İç kesimde olmasına karşın kentin limanı da vardır. Kentten günümüze kalan ve Roma dönemine ait kalıntılar arasında gözetleme kuleleri, halkın agorada sohbet için kullandığı yarım daire biçiminde oturma birimi, İmparatorlar caddesi, odeon veya tiyatro; Zeus, Apollon ve Sezar adına yapılmış tapınaklar, agora, hamam ve nekropol sayılabilir.Kazılar sırasında bulunan bir çok eser Alanya Müzesi’nde sergilenmektedir. Ören yeri ücretsiz gezilmektedir.


SELINUS : Alanya’nın 45 kilometre doğusunda küçük bir yarımadanın yamacında kurulu antik çağ kentidir.Kent bir dönem Trajanapolis adını almıştır. Yarımadanın surlarla çevrili tepesinde kentin akrapolü vardır. Bir sarnıcın bulunduğu zirve Akdeniz’e egemen bir manzaraya sahiptir. Kentin agorası deniz kenarındadır. Agora yıkılmışsa da granit sütunları görülebilir. Yamaçtaki surların içinde apsisli bir kilise kalıntısı bulunur. Kilise Aziz Thekla’ya adanmıştır. Kentin bir başka anıtsal yapısı da 13. yüzyıl Selçuklu döneminde kırmızı zikzak motiflerle süslenmiş bir av köşküdür. Bu yapının da antik çağdan kaldığı ve İmparator Trajanus’un anısına yapılmış bir mezar olduğu sanılmaktadır. Akdeniz’e akan Selinus çayı çevresinde su kemeri kalıntılarına rastlanır. Kentin iki hamamından biri kayalık yamacın denize indiği kesimdedir. Tiyatro yıkılmıştır. Kentin nekropolündeki mezarlar birer anıtsal yapı olarak Kilikya bölgesinin ölü gömme geleneklerini en güzel biçimde ortaya koymaktadırGirişin ücretsiz olduğu tepeye yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle çıkılabilir.


NEPHELIS : Alanya’nın 55 kilometre doğusunda, Muz Köyü sınırları içinde denize doğru uzanan yüksek bir tepenin üzerindedir. Tepenin en yüksek noktasında antik kentin akropolü ve Orta çağdan kalma kale surları vardır. Roma döneminden kalma tapınak alınlık seviyesine kadar korunmuş halde günümüze gelmiştir. Nephelis, odeonu, su sistemi, kireçtaşı ocağı ve nekropol alanı ile tipik bir Dağlık Kilikya kentidir. Ören yerine giriş ücretsizdir

ADANDA-LAMUS : Alanya’nın 55 kilometre doğusunda Adanda Köyü’nün 2 kilometre kadar kuzeyindedir. Kent, yüksek ve sarp bir dağın zirvesini oluşturan iki tepenin üzerine kuruludur.Kent kapısı büyük bir kule ile korumaya alınmıştır. Surun iç kısmında ikinci bir sur kalıntısı vardır; bu da kentte iç kalenin varlığını göstermektedir. İki tepe arasındaki düz alanda kentin agora, çeşme, tapınak gibi yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. Kentin iki tapınağından biri Roma İmparatorlarından Vespasianus öteki Titus adına yapılmıştır. Doğudaki tepede ise kayaya oyulmuş odalar ve büyük tip lahitlerden oluşan mezar yapıları ile nekropol alanı vardır. Ören yerine giriş ücretsizdir


ANTIOCHEIA AD CRAGUM : Alanya’nın 60 kilometre doğusundadır. Antik çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgede ve Akdeniz kıyısındadır.Kentin kalıntıları üç yükselti üzerinde bulunur. Birinci bölümde sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı ve kilise kalıntıları görülebilir. İkinci bölüm, Kilikya bölgesine özgü mezar yapılarının bulunduğu nekropol alanıdır. Üçüncü bölüm ise denize uzanan sarp kayalar üzerindeki Orta çağ kale kalıntılarından oluşur. Kentin kuzeyinde mimari elemanları görülebilen bir tapınak kalıntısı vardır. Kent merkezinde Triconchos adı verilen üç duvarı apsis şeklinde ve dini işlevi olduğu sanılan bir yapı yer alır. Ören yerine giriş ücretsizdir. Antik kent kalıntıları yaklaşık iki saatte gezilebilir.

TARİHİ ESERLER


ALANYA KALESİ : Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir.Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır

Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır. Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir.kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir

KIZILKULE : Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır.İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir.

TERSANE : Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından altı yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227’de yapımına başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir.Tersanenin giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubat’ın armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi, Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesidir.Tersanenin bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunur.

TOPHANE : Tersane’nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde bir kayaya tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane vardır. 1227 yılında kesme taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda savaş gemileri için top döküldüğü bilinmektedir.

EHMEDEK : Kale’nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.Üçer kuleli iki bölümünden oluşan orta kale, kara saldırılarına karşı stratejik bir yerde ve aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç kaleyi de koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen duvarları Bizans döneminde kayalardan yontularak yapılmıştır. Orta kalenin içindeki üç sarnıç günümüzde de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında Selçuklu döneminden kalma gemi resimleri vardır.

KARGI HAN : Alanya’nın batısında, Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın kitabesi olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur. 46 metre eninde, 50 metre boyunda taş yapıdır. Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz ile İç Anadolu’yu bağlayan yol üzerinde, Kesikbel mevkiinde kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır.Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri bulunur. Yapı harap durumdadır.


ŞARAPSA HANI : Alanya’nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu üzerinde 13. yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246 yılları arasında Selçuklu Sultanı olan Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın araziye inşa edilen yapının duvarları iri kesme taşlarla örülüdür. Orta çağın önemli konaklama merkezlerinden bir olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır.

BEDESTEN : Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14. ya da 15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır.26 odası vardır ve 13 metre genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir. Tarihi bina günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır.Bedesten, işletmecisinden izin alınarak gezilebilir.

DARPHANE : Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan Cilvarda burnu üzerindeki yapılardır 11. yüzyıldan kalma taş yapılardan biri küçük bir kilisedir, diğerlerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde bir de sarnıç vardır. Cilvarda burnundaki yapılar topluluğuna İç Kale’den kayalara oyulmuş basamaklarla bir yol bulunmasına karşın yol günümüzde kullanılamaz durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve tehlikelidir. Gerek İç Kale’den seyredildiğinde gerekse denizden teknelerle burnu dönerken, etkileyici bir görüntüsü vardır.

MÜZELER

Alanya’da dört müze vardır. Bunlar Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, İçkale Müzesi ve Atatürk Evi Müzesi’dir. Tüm müzeler, Alanya Müze Müdürlüğü’ne bağlıdır ve ücretle gezilir. Öğle tatili dışında müzeler haftanın her günü ziyarete açıktır. Alanya’nın en değerli eseri Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Herakles heykelidir. Limandaki Kızılkule, Etnografya Müzesi olarak düzenlenmiştir. Alaaddin Keykubat’ın 13. yüzyılda kenti yeniden kurarken kalenin zirvesinde sarayını yaptırdığı İçkale müze olarak ziyaret edilmektedir.

İNANÇ TURİZİMİ

SÜLEYMANİYE CAMİSİ : Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından kentin yeniden düzenlenmesi sırasında 1231 yılında kalenin zirve kısmında, İçkale’nin hemen dışında yaptırılmıştır. Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve 16. yüzyılda Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli cami, Alaaddin, Kale ya da Süleymaniye adıyla anılır.Kubbenin askılık görevi üstlenen kısmına akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir. İbadet sırasında bu özellik ortaya çıkmaktadır.Kapı ve pencere kapakları Osmanlı döneminin ahşap oyma işçiliğinin güzel bir örneğidir.

AKBEŞE SULTAN MESCİDİ : Kale içinde, Bedesten’in batısında, Süleymaniye Camisi’nin 100 metre kadar ilerisindedir. Alaaddin Keykubat’ın Alanya Kalesi’ndeki ilk kumandanı Akşebe Sultan tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Dışı kesme taş, içi ve kubbesi tuğla örülüdür. Kare planlı ve iki odadan oluşur. Odalardan biri mescit, diğeri Akşebe Sultan’ın mezarının bulunduğu türbedir. Türbede, üç mezar daha vardır.Mescidin birkaç metre uzağında moloz taştan kaide üzerinde tuğla gövdeli silindirik bir minaresi bulunur. Şerefe kısmında biten minarenin ilginç bir görüntüsü vardır

SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ : Kale’ye çıkan yol üzerinde, büyük bir kayanın üzerindedir. Selçuklu ya da Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Yapı, kare planlı ve kubbeli iki odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi, binanın Bektaşi tekkesi olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir bilgi yoktur.Türbede mezarı bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Türbenin bulunduğu kayanın içine antik çağda ikişer metre uzunluğunda üç lahit oyulmuştur. Antik mezarlar, bir dönem su deposu olarak kullanılmıştır.

ANDIZLI CAMİ : Tophane Mahallesi’ndedir. Adını hemen yanındaki andız ağacından alan cami 1277 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılmıştır. Emir Bedrüddin Camisi de denir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini taşır. Kesme taştandır, yüksek olmayan bir minaresi vardır. Minberi, Selçuklu tahta oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini yansıtır.

HIDRELLEZ KİLİSESİ : Alanya merkezine 10 kilometre uzakta Hacı Mehmetli Köyü sınırları içinde Hıdır İlyas mevkiindedir. Akdeniz’e gören bir yamaç üzerine 19. yüzyıl başında kurulduğu sanılan kilise, günümüzde de Hıristiyan ve Müslüman ziyaretçiler tarafından ibadet amacıyla kullanılmaktadır.Kilisenin içinde ahşap süslemeli bir ara kat vardır. Duvarlardaki freskolar bozulmuştur. Kilisenin 1873 yılında onarım gördüğü kitabesinden anlaşılmaktadır.

Kilise, Alanya’da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoksların 1924 yılındaki mübadelede Yunanistan’a gitmeleriyle kapanmıştır. Yanında su kaynağı bulunan Hıdrellez Kilisesi’nin bir adı da Agios Georgios Kilisesi’dir. Kilisenin benzerlerine Antalya Kaleiçi’nde de rastlanmaktadır. Ören yerine giriş ücretsizdir.

MAĞARALAR

DAMLATAŞ MAĞARASI : Damlataş Mağarası 1948 senesinde liman inşaatı için taşocağı çalışmaları sırasında tesadüfen bulunmustur.Arkeologların yaptığı incelemelerde,mağaranın 10 - 15 bin yılda alkalik yapıya sahip kayalardan sızan yağmur suları neticesi oluştuğu tespit edilmiştir. Mağaranın tanınması ve şöhrete ulaşması,rengarenk sütunları,dikit ve sarkıtlarının paralelinde Astım ve Bronchial hastalıklarının tedavısinde faydalı olduğu bilim adamları tarafından da kabul etmesiyle olmuştur.

DİM MAĞARASI : Alanya'ya bağlı Kestel beldesi sınırları içinde ve Dimçayı vadisinin doğu merkezine 11 km. uzaklıkta olan Dim mağarası panoramik bir görüntüye hakimdir. Mağaranın hemen önündeki tesislerden Dimçayı vadisi ve Alanya'nın doyumsuz mazarasını izlemek mümkündür. Mağaranın giriş salonu yıllarca yöre halkı tarafından keçi ağılı olarak kullanılmış ve 1986 yılında mağaranın tamamı ilk kez bilimsel olarak araştırılmıştır. Dim mağarası 1988 yılında özel bir şirket tarafından turizme resmen kazandırılmış ve böylelikle Ballıca mağarasından sonra Türkiye'nin en büyük ikinci turistik mağarası olmuştur. Mağaranın girişinde başlayan 360m.'lik gezi parkuru boyunca birçok ilginç oluşum gözlenmekte parkurun sonunda da bir gölcük yer almaktadır.

DENİZ MAĞARALARI Doğal güzellikli deniz mağaraları alanya yarımadasının ucunda sağında ve solunda bulunmaktadır. İsimleri Korsanlar Mağarası, Aşıklar mağarası ve Fosforlu mağaradır. Korsanlar mağarasında soygun malları gizlenir, Aşıklar mağarası görevini yerine getirirmiş. Fosforlu mağarada ise deniz dibindeki fosforlu kaya yapısı sayesinde rengarenk ışık oyunu meydana gelmektedir. Limandan küçük botlarla mağaraları gezi turuna çıkabilirsiniz.

 
Google

İll İl Türkiye Rehberi

Anadolunun Tatil Ve Turizm Portalı Anadolunun Tatil Ve Turizm Portalı - ALANYA

Resim Galerisi